Gagavuz'lar (Gökoğuzlar) Moldovya'da yaşayan Hristiyan Türkler. Gökoğuzlar Oğuz boyundan bir halk. Zamanla Gökoğuz sözcüğü Gagavuz haline gelmiş. Moldovya 4,5 milyon nüfuslu, bağcılığı, şarapçılığı ile ünlü küçük bir tarım ülkesi, Osmanlı tarihinde sıkça adı geçen Eflak-Buğdan Bölgesinin Buğdan'ı, üçyüz (300) yıl kadar Osmanlı hakimiyetinde kalmış bir bölge. Batı sınırı Osmanlı-Rus savaşlarının çoğunun geçtiği yer olan Prut Nehri. Gagavuz Yeri'nde Vulkaneşti kenti yöresinde bu savaşların anısına Ruslarca yapılmış anıtlara rastlıyor insan. Prut nehrinin Gagavuzya kesiminde Baltacı Mehmet Paşa ile Ruslar arsında geçen Rus Ordusunun Prut Nehri deltasında sıkıştırıldıkları bataklıkları görünce duygulanıyor insan. Sonunda 1821 yılında Rus'lara kaybedilmiş, Rusyanın arka bahçesi olarak görev yapmış, Rusyayı besleyen, Çarlık sofralarına içki üreten, sağlayan bir ülke olmuştur.
Gagavuz Türkleri, 1990 yılında Sovyetler Birliği yıkıldığında mücadele ederek, 1994 yılında güney Moldovya'da özerk bir yönetim kurmayı başarmışlar. Adı Gagauz Yeri Özerk Cumhuriyeti olup başkentleri Komrat (Kömür at) kentidir. Kentin simgesi şaha kalkmış kara bir attır, hatta kömür at simgeli bir şarap markaları da var. Nüfusları 170,000 civarındadır. İş gereği iki üç kez gitme fırsatım oldu; köylü nineler, dedeler bizim Kütahya yöresindeki ninelerimiz ve dedelerimizinkine benzeyen duru bir Türkçe konuşuyorlar. Sözgelimi, geçen yıl yerine “bıldır”, tuvalet yerine “ayakyolu” diyorlar, “sağlıcaklan kalın” diyorlar vedalaşırken. Gagavuzca da doğal olarak çok sayıda Rusca sözcük var; ama bizim Türkiye Türkçesinde pek kullanmadığımız ilgi çekici sözcükler de var. Sözgelimi tüfek namlusu yerine tüfek kavalı, akasya ağacı yerine salkım ağacı diyorlar. Gagavuz Türkçesini merak edenlere Gagavuzca yayınlanan Anasözü Gazetesini öneririm. Ağ adresi “
www.anasozu.com” olup internet üzerinden okunabilir.
En çok ay adları beni etkiledi. Nisan ayına Gagavuz Türkleri “ Çiçekay”, Haziran ayına “ Kirazay”, Temmuz ayına “ Orakay”, Ağustos ayına “Harmanay”, Eylül ayına “Cevizay”, Ocak ayına “ Büyükay”, Şubat ayına “Küçükay” diyorlar. Ne kadar tanımlayıcı, ne kadar güzel değil mi? Neredeyse ayların adları ile doğanın o ayki durumu birebir örtüşüyor. Keşki bizde bu ay adlarını kullanıyor olsaydık! diyesi geliyor insanın. Gerçi, Türk Dil Kurumu sözlüklerinde Anadolunun bazı bölgelerinde Temmuz ayı için “ Orak ayı”, Ağustos ayı için “ Harman ayı” denildiği bildirilmektedir, ancak, bizim kullandığımız ay isimleri, Ekim, Aralık ve Ocak ayı dışındakiler insana mevsimlerle ilgili hiçbir şey çağrıştırmıyor, ne yazık ki. Mayıs, Mart ve Ağustos ise uluslararası ay isimleri zaten. Şubat, Nisan, Haziran, Temmuz, Eylül, Kasım gibi ay isimleri Türk Dil Kurumu sitesindeki (
www.tdk.org.tr) Türkçe Sözlüğe göre Arapça kökenlidir. Öteki Gagavuz ay adları ise şöyledir: Mayıs “Hıdrellezay”, Ekim “Canavaray”, Kasım “Kasım”, Aralık “ Kırımay”, Mart “Baba Marta”. Bu adlandırma kavramına uygun olarak ben de Mart ayı için, ağaç dikme ve budama ayı olduğu için “Dikim ay” ya da “Budama ay” sözcüğünü öneriyorum. Mayıs ayı için de belki yeşil erik ve çağlaların çıktığı ay anlamında “ Erik ay” ya da “Çağla ay” diyebiliriz.
Gagavuz Yeri'nde bir de üniversite var, Komrat Devlet Üniversitesi, Rusça dilinde eğitim veriyor. Yurtdışında yüksek öğretim görmek isteyen gençlerimize öneririm, belki yurtiçinde okumaktan daha düşük bir giderle Gagavuz Yeri'nde de eğitim görebilirsiniz. Gagavuzya'da kendinizi evinizde hissedeceğinizden, iyi bir Rusca da öğreneceğinizden eminim. Özellikle bağcılık ve şarapçılıkta çok ileriler. Tarım mühendisliği eğitimi almak için iyi bir yer diye düşünüyorum.