Şifalı su kaynakları yönünden zengin olan ülkemizde, Kütahya’mız 7 termal turizm merkezi ve 34 kaplıcamız ile bu zenginlikten yeterince nasibini almıştır. Doğa harikası su kaynaklarımızdan şifa bulma, çevresindeki tabiat güzelliklerinden ve havasından eğlenme ve dinlenme amacıyla yararlanmaktayız. Yaz tatiline girdiğimiz şu günlerde, kaplıcalar hakkında ve bunlardan yararlanma konusunda bazı bilgilere ihtiyacımız olacaktır.
Yeraltı sıcak suların yeryüzüne çıktığı yerlere “ılıca”, bu suların kullanımı için üzerlerine ve yakınlarına kurulan hamam ve benzeri tesislere de “kaplıca” denilmektedir. Günümüzde bu şifalı sular için ve sulardan yararlanma anlamında “termal” terimi kullanıl- makta ve bu amaçla yeni kurulan ve çeşitli tedavi yöntemlerinin uygulandığı modern tesislere de “termal tesisleri” denilmektedir.
Şifalı su ne demektir? Tedavi değerine sahip doğal sulara şifalı su, teknik anlamda “hidromineral” denilmektedir. Uzmanlar, bir suyun şifalı su olarak kabul edilebilmesi için aşağıdaki üç özellikten en az birinin bulunması gerektiğini belirtir.
Litrede bir gramın üzerinde minerilizasyon bulunması,
Suyun sıcaklığının 20 derecenin üstünde olması,
Eşik kıymetin üstünde kükürt, karbondioksit veya radon gibi gazların bulunması.
Bölgemizin kaplıca suları kimyevi yönden kalsiyum, kükürt, bikarbonat, magnezyum ve arsenik ihtiva etmektedir. Bunların yanında bu sularımızda birçok erimiş mineral bulunmaktadır. Zorunlu olmadıkça bu suların içilmemesi gerekir.
Şifalı sular nasıl etki etmektedir? : Kaplıca suları, toprağın derinliklerinden gelirken hem sıcaklık alır ve hem de geçtikleri tabakalardaki madenlerin bir kısmını eritirler ve radium, torium gibi ışın çıkaran madenlerin çıkardıkları gazları da beraber sürüklerler. Radium madeninin suya veya onun gazına verdiği şifalı ışın özelliğine “radyoaktivite” denir. (Bu doğal radyoaktiflik, yapay yolla oluşturulan atomların parçalanması sonucu beliren radyoaktiflik ile karıştırılmamalıdır.) Kaplıca sularında az miktarda bulunan radyoaktivite uyarı etkisi yaparak vücudun düzenli çalışmasını sağlar, hücreler üzerinde enerjik tesirler yapar, kalbin hareketini düzenler, kandaki akyuvarların çoğalmasını sağlayarak hastalıklara karşı mukavemeti artırır, bol idrar verdirir, sinir sistemi üzerine teskin edici etki ederek ağrıları sızıları dindirir, karaciğerin düzenli çalışmasını sağlar, iltihapları giderir, taşları düşürür, şişleri indirir, ciltteki yaraları kurutur, vücuttaki salgı bezleri üzerine etki ederek hücreleri çoğaltır ve canlandırır.
Şifa özellikleri/yararlı olduğu hastalıklar: Kaplıca suları sadece hastalar için değil sağlam insanlar için de zindelik ve enerji kaynağıdır. Bu sular; genellikle müzmin romatizma, sinir ve adale ağrı ve iltihapları, felçler, kadın hastalıkları, kemik ve cilt hastalıkları, iltihaplı idrar yolu hastalıkları, böbrek kum ve küçük taşlarının düşürülmesinde ve karaciğer hastalıklarında etkili olabilmektedir. Çeşitli nedenlerle (çoğunlukla psikolojik) sonradan meydana gelen cinsel soğukluk ve iktidarsızlıklarda kaplıcaların olumlu sonuç verdiği bir gerçektir. Bununla beraber, çocuğu olmayan kadınlarda, kısırlığa neden olan bir eksiklik varsa sudaki radyoaktif madde kadın hormonlarını uyarıp onu normal düzeye getirmektedir. Bu durumdaki kadınların, kaplıca tedavisi süresince eşlerinin yanında bulunması tavsiye edilir.
Kaplıcalardan yararlanacakların dikkat etmesi gereken hususlar: Kaplıcaların bazı hastalıkların tedavisi için kullanılmasına tıp dilinde “hidroterapi” ve tedavi seanslarına da “kür” denilmektedir. Bu tedavi banyolarının özel havuz ve/veya banyolarında yapılması daha yararlı olur. Bir önemli husus da, kaplıca tedavisinden önce bir hekime danışılması, tavsiyesinin alınmasıdır. Kaplıca suyunun terkibi ve etkisi tüm mevsimlerde aynı olduğundan, senenin her gününde bu tedavi yapılabilir. Tedavide şu hususlara dikkat etmemiz gerekir:
Banyoya girmeden önce mesane ve bağırsaklar boşaltılmalıdır.
Banyolar, sabahları kahvaltıdan önce veya hafif bir kahvaltıdan sonra alınmalıdır.
Kural olarak banyo suyunun sıcaklığı 37-38 derece olmalıdır.
Banyo kürü en az 15 en çok 21 banyodur.15 banyodan sonra vücutta bazı olumlu gelişmeler başlar. Banyonun yararlı olabilmesi için banyo ve gün sayısının artması gerekir. Bazı hastalar, günde 2-3 banyo alarak 21 banyoyu erken tamamlamak isterler. Bu durum, sonuçta fayda yerine zarar verir. Normal bir kaplıca kürü olan 21 banyo 25 günde alınmalıdır. Arada verilen günlerde vücut dinlenmiş olur.
Banyo süresi 10-20 dakika arasında değişir. İlk günler azdan başlayıp zamanla süre arttırılabilir. Bu süre hiçbir zaman 30 dakikayı geçmemelidir.
Tedavinin etkili olabilmesi için havuzun veya küvetin içine suyu dalgalandırmadan yavaşça girilmeli ve hareketsiz oturulmalıdır. Bu şekilde, durgun sudaki elektrik yüklerinin vücuda girmesi kolay ve yararlı olur.
Banyo suyunda, suyun etkisini ve terkibini kaybetmemesi için kesinlikle sabun, şampuan, krem, kese vs. bulunmamalıdır.
Öğle yemeğinden önce temiz havada 45-60 dakika yürüyüş yapılması yararlı olur.
Kaplıca kürü süresince, sindirim sistemine yoran ve hazmı zor olan salçalı, yağlı et ve etli yemekler, börek, pilav, hamur tatlıları, taze sıcak ekmek, kola, alkol alınmamalıdır. Kaplıcaya girildiğinde bol bol su, meyve suyu gibi içecekler içilmelidir.
Banyo kürü süresi içinde hastada bazı olumsuzluklar görülebilir. Buna “banyo reaksiyonu veya termal krizi” denir. Bu durumda, küre bir iki gün ara verildiğinde hasta tekrar normale döner. Ayrıca, bu gibi durumlarda hekime danışmakta fayda vardır.
Kimler kaplıca tedavisi göremez? : Bazı hastaların, sadece tedavi amacıyla değil, normal günlük kaplıca banyosundan yararlanmak için hamama girmeleri de sakıncalıdır. Bu hastalar şunlardır: 1.Ağır kalp hastaları, 2.Yüksek ve düşük tansiyonu olanlar, 3. Daha önce kalp krizi geçirenler, 4. Yeni ameliyat olanlar, 5.Bütün kanamalı hastalar, 6.Aktif veremli olanlar,7.Ateşli- iltihaplı hastalık geçirenler, 8.Hamile, loğusa ve ay halinde olanlar, 9. Beyin kanaması geçirenler, 10. Saralı hastalar, 11. Akut eklem romatizması olanlar, 12. Sarılık ve karaciğer iltihabı hastalığı olanlar, 13. Şeker hastaları, 14. Astımlı hastalar 15. Günü birlik ziyaretlerde, düğün ve benzeri eğlencelerde, tok karnına ve/veya içkili olarak kaplıcalara girilmesi, hele hazmettirir düşüncesiyle yüzülmesi ve uzun süre içeride kalınması sakıncalı ve tehlikelidir.
Kaplıcalarda yapılan yanlış davranışlar: Kaplıca havuzlarında karşılaştığımız bazı önemli yanlış davranışlar şunlardır: 1.Yıkanmadan veya duş almadan havuza girme, 2.Havuz kenarında ayak parmak kirlerini kabartma, temizleme, keselenme, yıkanma, 3.Havuz içine akan suda abdes alma, 4. Kurna içinde diş protezi, ayak, kese vb. yıkama, 5.İç çamaşırı ile havuza girme, 6.Bebek ve çocukların tuvalet bakımlarına özen göstermeme, 7.Havuz içine işeme, 8. Kurna içine çocuk oturtma, 9.Havuz kenarına yakın terlik bırakma, 10.Uyuma, 11. Yüksek sesle konuşma, 12. Bone kullanmama (bayanlar için). 13.Düşmeye neden olacak hareketlerde bulunma,14.Tuvaletlere terliksiz girme. 15.Çocukları başıboş bırakmak.
Bilinçsizce yapılan, başkalarına da kötü örnek olabilecek ve sağlığımızı riske sokan bu tür davranışlarımız, zaman zaman şikâyet ve tartışmalara neden olmakta ve bazen işletmecileri zor durumda bırakmaktadır. Bu tür sağlıksız ve itici davranışlar; bilinçli, sağlığına düşkün ve titiz müşterilerin, termal tesislerimize olan güvenlerinin kaybedilmesine ve bir daha gelmemelerine de neden olabilmektedir. Bu davranışları gösterenler hoş karşılanmamalı ve nezaketle ikaz edilmelidir.
Kütahya olarak, termal turizmden bir şeyler bekliyorsak, sağlıklı bir kaplıca kültürü geliştirmek için başta eğitim olmak üzere bunun tedbirlerini almak zorundayız.
KAYNAK:
1.Mustafa Avşaroğlu, Termalizm ve Klimatizm, Türkiye Kaplıcaları ve İçmeleri Kılavuzu, Güneş Matbaacılık T.A.Ş., Ankara, 1963.
2. Aydın Akan, Her Yönüyle Termal İlçesi, Termal Sosyal Yardımlaşma yayını, Seri 1, Yalova, 1997.
3. Kaplıcalar Yönetmeliği, Sağlık Bakanlığı, Resmi Gazete 24.07.2001 gün ve 24472 Sayı.
4. İlgili Internet siteleri.