Ankara’da önemli görevlerde bulunan Kütahyalı iki bürokratın Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Sayın Muammer Yaşar Özgül ve İçişleri Bakanlığı Atamalar Daire Başkanı Sayın İbrahim Selvi’ nin görevden alınması üzerine bazı yerel gazetelerde çıkan yazılarda ya da bu konularda çok hassas olduğunu bildiğimiz Kütahya İlinden Yetişenler Derneği Ankara Şubesi Başkanı Sayın Nuri Uygun Kütahya Fikir Platformunda yazdığı yazıda konuyu farklı yönleriyle ele almışlar ve gündeme taşımışlardır. Hatta Sayın Nuri Uygun konuyu biraz daha derinleştirerek iktidar partisinden bu dönem 5 milletvekilimiz olmasına rağmen niçin Kütahya’ya bir bakanlık verilmediğinin de sorgulanması gerektiği üzerinde durmuştur.
Değerli Kütahyalılar, bu konu Adnan Menderes’ in başbakanlık dönemine kadar giden bir yakınma durumudur. Bu konu ile ilgili olarak İlimizde anlatılan bir hikâye vardır. Adnan Menderes başbakan olduğunda Kütahya Milletvekilidir. Kütahya’dan bir heyet başbakanı kutlamak ve taleplerini iletmek için ziyarete gider. Başbakan içtenlikle gelen heyeti karşılar ve Kütahya için ne istediklerini sorar. Herkesin bildiği cevabı alır. ‘’ Ulu Cami imamının değiştirilmesini isterler’’. Bugün de talep etme durumunda bir değişiklik olmamıştır.
Ankara’da siyasilerin ve bürokratların katıldığı toplantılarda yıllardır aynı konuşmalar yapılmakta ve değişen bir şey olmamaktadır. Daima başka illerden özellikle de doğu illerinden gıpta ile söz edilir. O illerin siyasetçilerinin kendi illerinden olan bürokratların yükselmesi ve sayının artırılması için neler yaptıkları hatta kendi siyasilerimizin bu konularda atak olmadıkları üzerinde durulur.
Şüphesiz ki bu görüşlerin tümü doğrudur; ancak niçin hak ettiği oranda bürokraside Kütahyalı bürokrat olmadığını açıklamak için yeterli değildir. 23.05.2010 tarihinde Akis Gazetesinde yayınlanan “Değişik Bir Sosyal Sorumluluk Projesi” başlıklı yazımın son paragrafında bu yakınmaların cevabını açıkça yazmıştım.
Kütahya’nın sorunu lider sorunudur. Türkiye ve dünya ölçeğinde lider ya da liderler yetiştirmedikçe ve o liderlere Kütahyalı sahip çıkmadıkça, iktidar partilerine kazandırılan milletvekili sayısı ile ilimizin aldığı hizmetin aynı oranda olmadığı, haksızlığa uğradığımız konusu daha çok konuşulacaktır.
Öncelikle mevcut durum ile ilgili şu saptamaları yapmakta yarar görüyorum. Önemli görevlere gelmiş Kütahyalı bürokratlar bu görevlere genellikle Kütahyalı siyasiler sayesinde değil kendi kişisel başarı ve ilişkileri sayesinde geldiklerinden aynı şekilde Kütahyalı siyasilerin haberi bile olmadan görevlerinden alınmaktadırlar.
Belki bu sözüm üzerine tam tersi iddialar ortaya atılabilir ve benim bu konuda yazdıklarımın haksız olduğu söylenebilir, hatta bürokratların yükselmesi için bazı kişisel çabalardan da bahsedilebilinir. Böyle bir iddiaya karşı söyleyeceğim şey, bırakın Başkentteki bürokratları Kütahya’daki Kütahyalı bürokratların durumu gözden geçirilirse ne demek istediğim daha iyi anlaşılır. İl müdürlükleri ve diğer önemli görevlerdeki Kütahyalı sayısı nedir? Ayrıca sorulması gereken bir soru da ilimizin aldığı hizmetlerin kalitesinin daha yukarı çekilmesi mümkün müdür ve bu konu da herkes üzerine düşeni yapmakta mıdır?
Maalesef Kütahya siyasi yaşamda güçlü bir il değildir. İktidar partisine kazandırmış olduğunuz milletvekili sayısı sizi güçlü yapmaz; çünkü milletvekili adayları siyasi parti başkanları tarafından belirlenmektedir. Bu aday belirleme şekli olduğu sürece bir ilin siyaseten güçlü liderler çıkarması çok zordur.
Güçlü lider sözü ile anlatmak istediğim hangi partiden olursa olsun parti genel merkezinin Kütahya’dan şu kişiyi aday göstermezsek burada oy kaybına uğrarız denilen kişidir. Peki, Kütahya’da bu durumda olan bir siyasi lider var mıdır? Parti genel başkanlığından vazgeçtim ilimizden kaç tane parti genel başkan yardımcısı ya da grup başkan vekili vardır?
Benim bildiğim kadarıyla (1977 yılından sonrasını kastediyorum) bugüne kadar bu durumda olan bir tek siyasi lider vardır. 12 Eylül askeri darbesinde CHP Kütahya milletvekili olan Sayın Nizamettin Çoban; aktif siyaset yaptığı yıllarda parti genel merkezi hiçbir zaman ona rağmen Kütahya’da farklı bir anlayış içine girememiştir. Ön seçim de olsa merkez yoklaması da olsa Kütahya’dan birinci sıra milletvekili adayı olarak adı ön plana çıkmış ve ayrıca parti yönetiminde görev almıştır. Bu durum aktif siyasetten çekilinceye kadar devam etmiştir. Genel merkezler milletvekili adaylarını kişisel özellikleri yanında il düzeyindeki kabul görmüşlük düzeyine göre de belirler. Nizamettin Çoban da her türlü siyasi görüşten kimsenin saygı ve sevgisini kazanmış bir iş adamı ve siyasetçidir. Bugün de hala halkın içinde ve geçmişte savunduğu görüşlerinin arkasında olarak durmaktadır.
Bazılarının aklına bu kadar olumlu özelliğe rağmen niçin milletvekili seçilemediği ile ilgili bir soru gelebilir. Son otuz yıldır CHP Kütahya’dan milletvekili çıkaramamaktadır. Bu CHP den ziyade Kütahya’nın bir çelişkisidir. Hem iktidar partisine kazandırılan milletvekili sayısı ile öğüneceksiniz hem de karşılığını alamamaktan yakınacaksınız. Siz her durumda aynı partilere oy verirseniz partiler arasındaki rekabeti ortadan kaldırırsanız pazarlık gücünüz azalır. Bazıları sizi arka bahçeleri olarak görmeye devam ederler. Çantada keklik misali nasıl olsa her koşulda oyunuzu onlara vereceğinizden emindirler.
Kütahya; uzaktan üzerindeki yükü sağa çok fazla kaydığı için zorlanarak giden bir kamyon görüntüsü vermektedir. Düzelmesi için Kütahya’ya siyasi rekabetin bir an önce gelmesi farklı görüşlerin gelişmesi ve kendini ifade alanı bulması gerekir.
Kütahya için en çok merak ettiğim bugünkü hali ile birçok bürokrat ithal eden ilimiz acaba farklı bir parti iktidarında ne yapacaktır? Bırakın Ankara ya bürokrat göndermeyi Kütahya ya dışarıdan birçok bürokrat atanması hiçte şaşırtıcı olmaz sanırım.
Bundan sonra haksızlığa uğramışlık duygusunu yaşamamak için öncelikli olarak yapılması gereken; Kütahya’daki tüm siyasi parti ve sivil toplum kuruluş temsilcilerinin bir araya gelerek Kütahyalılık bilincinin gelişmesi için siyaset üstü ortak bir anlayış oluşturmaları gerekir. Belirlenecek bu politika doğrultusunda; siyasi temsilciler ve her düzeydeki -özellikle Başkentteki- bürokratlar siyasi görüşlerinden ziyade, hemşerilik bilincine göre desteklenmelidir. Kişilerin referansları da siyasi partiler değil sivil toplum örgütleri olmalıdır. Sivil toplum örgütleri de kişinin İlimize yaptığı ve yapacağı hizmetleri göz önünde bulundurarak değerlendirme yapmalıdır. Kısaca Kütahya ya hizmet aşkı ortak paydamız olması gerekir. Unutmayalım ki hangi parti iktidar olursa olsun hizmet bürokratlar vasıtasıyla yürütülmektedir.
Yorum eklemek İçin Tıklayın